Geçtiğimiz hafta trenle Selanike ve oradanda yine trenle Atinaya gittim. İlk defa trenle bu kadar uzun bir seyahat gerçekleştirdim, heyecan vericiydi benim için.
Saat 20.00de kalkacak Dostluk/Filia expresi için Orient expressin son durağı Sirkeciye geldiğimde saat henüz 18.30du. Bursadan geldiğim için herhangi bir aksiliğe karşı erken geldim. Sirkecide beni kısa boylu, eski ve kalın bir ceketli, bıyıklı ak yüzlü 60lı yaşlarında porter amca karşıladı. Sirkecinin dokusu ve porterı aynı karede görünce bir an kendimi 1900lü yıllarında başında hissettim. Daha bir buçuk saatim olduğu için bavullarımı ona teslim edip Sultan Ahmet sokaklarına dalıp gittim. Bir yandan bavulların hala olup olmadığını düşünürken diğer yandan da biletim ve pasaportumu kontrol ederekten Sirkeciye tekrar girdiğimde bekleme salonunun buğulu camıından dışarıdaki bavullara bakarken gördüm onu, 2 bavulu birbirine bağlamış, içeriden de bir şey olmasın diye gözlerini ayırmadan onlara bakıyordu. Memleketim adamı işte dedim, gözlerimde ıslanmadı değil hani. Saat 20.00 olduğunda 2. vagon, 32 nolu kompartımanımda yerimi almıştım. Vagon görevlileri iyi giyimli, bıyıksız ve kibar adamlardı. Güzel bir Türkçeyle bilgi verip her konuda yardımcı olabileceklerini söyleyip beni kompartımana kadar götürdüler. Mini buzdolabı, lavabosu, kutuda sabunu, aynası, askılığı, ayarlanabilir kliması ve dolabıyla küçük bir otel odasını andırıyordu. Hareket etmemizle birlikte görevliler temiz çarşaf ve yastık kılıflarını dağıttılar. Hemen arkasından çay, kahve servisi takip etti. Daha önceden edindiğim bilgiler doğrultusunda trende restoran olmadığını bildiğimden. 1 şişe kırmızı şarapla plastik bardak ve ufak paket fındığımı almıştım yanıma. Ama tirbuşonu unutmuşum

, neyse görevliler bana onu da temin etti. Karanlıklar arasındaki ışık demetlerini yarıp giderken laptopumda müziğimi açmış, eşlik eden makas takırtılarıyla birlikte ayaklarımı hemen karşıdaki dolaba uzatmış şarabımı yudumluyordum. Sigaramı bile içebiliyordum

ve şişe bitince uzanıvereceğim beyaz çarşaflı yatak da üstelik hemen üzerimdeydi, saatleri oturarak geçirdiğim bel ve ayak ağrılarıyla sonuçlanan uçak yolculuklarından sonra bu benim için tamamen bir rüya yolculuğa dönüşmüştü. Yenikapı, Zeytinburnu, Bakırköy derken Trakyanın içlerine girmeye başladık. Gece karanlığında trendeki yabancıların gecekondu öbeklerini görmediği için mutluydum, saat 01.30da Uzunköprüye vardık, pasaportları polis vagonlara girip topladı, bende bu arada köy bakkalını andıran ve sadece sigara ve içki bulunan duty shopa girdim. Üzülmeyin çünkü Yunan tarafında bu bile yok. Yaklaşık bir buçuk saat yolculuktan sonra Saat 03.30da Pitionda döküntü bir istasyondan başka bir şey yoktu bizi karşılayan. Yine pasaport kontrol sesleriyle bölünen uyku ve pantolon giyme merasimiyle keyfim biraz kaçmıştı. Yanlışlıkla eşimin eşofmanını pijama olarak aldığımdan, her inişte pantalonu giymek zorunda kaldım. Eşofmanlarıyla trenden inen insanların arasında pantalonlu, tedariksiz, hiç uyumamış görüntüsü veren insan olmak, pijamayla vereceğim görüntüden daha iyiydi. Ve yine düdük sesiyle hareket
Sabah ışıklarıyla uyandığımda Selanike 2-3 saat mesafedeydik. Tavuklu bahçeler, demir filizli binalar, dağınık yerleşimli evler tanıdık gelsede bizdeki gri renge nazaran beyaz boyalı evler daha bir sempatik geliyordu gözüme. Bunun dışında yanındaki minare yerine kubbelerin tepesindeki haçlar bir diğer farklılıktı tabii ki. Alçak evler yüksek apartmanlara dönüşürken Selanike yaklaştığımızı anlamıştım. Saat 10.00 gibi istasyona girdik. Görevlilerin günaydın ve iyi gün dilekleriyle bavullarımı indirirken trenle gelmek kararı için kendimi de tebrik ediyordum. Tren yolculuğunun havası bir başkaymış gerçekten. Camlarda uygulanacak ses yalıtımı ve lcd ekran eğlence sistemiyle bu trenlerin daha da güzel olabileceğini belirtmekle birlikte buradan TCDDye servisi için teşekkürlerimi iletiyorum.
Fotoğraf makinemi ve telefonum şarjını yanıma almayı unuttuğum için resim çekemedim ama Eylül ayındaki ziyaretimde zaten çekip buraya yüklemiştim, çok da üzülmedim doğrusu. Önümüzdeki Pazar Bulagaristana gidiyorum. Plovdiv, Sofya ve Loçeve gideceğim, bu benim ilk ziyaretim olacak bakalım nelerle karşılaşacağım.